Betty'nin Hayatı

13 Eylül 2011 Salı

BEN ONA YANIYORUM ....

BENİ ANLAMIYORSUN YA BEN ONA YANIYORUM....

11 Eylül 2011 Pazar

Elmayı seviyorsunuz diye elmanın da seni sevmesi şart mı :(

Dün akşam Volkan Konak konserine gittim... Tadım yoktu ama keyfim yerine geldi . Hayran oldum kendisine bu arada .Adam bir şiir okuyor kendinizden geçiyorsunuz .O anda sizde o cümleleri haykırmak istiyorsunuz da yapamıyorsunuz... Ya bir adam sevdiği kadına " seviyorum ulan seni " gibi kaba  bir cümle söyleyip bir bayan olarak dibiniz düşer mi ? İnanılmaz şaşırtıcı ama vallahi gerçek.



Sözlerin güzelliğine bak beni sevmediğini biliyorum ama ben seni hep bekleyeceğim sevgilim. Bir tek gözlerim değişmedi sana . Ama tükendim de artık. Bende şımartılmak bende sevilmek istiyorum. Bende kuzu gibi bakmak istemiyorum artık sana beni sev diye. Hayat zor , hayat kısa , ansızın gidiyor hayatlar görüyorum , en kötüsü yaşıyorum. Neden o zaman neden bağıra bağıra seni seviyorum diyemiyorum . İşte o gurur yok mu , o korku yok mu ... Belki beni sevmiyorsun ama olsun . Ben yine seni severim , yine gözlerine bakarım.Ben elmayı seviyorum diye elmanın beni sevmesi şart mı ? Sensiz kalırım yalnız kalırım.Ben bu duruma zaten alışığım.

7 Eylül 2011 Çarşamba

Ben ki sevmekten hiç usanmam...

Yine uyuyamıyorum . Neden biliyor musun yüzünü canlandırıyorum ve bu bende kahve etkisi  yaratıyor. Uyuyamıyorum ama uykusuzluğun en güzel yanı bu . Yine yanımda ol istiyorum. Bana bazen muzip muzip kız , bazen yine öyle gül bana . Seni seninleyken bile özlerken beni bırakıp gittiğin de bir yanım nasıl kalıyor yanında biliyor musun ? Hani yavru kediler olur ya sokakta süt verirsin sonra onu sokakta bırakmaya kıyamazsın ya  sana öyle bir bakıyorum ki hani alıp götürsen beni gittiğin yere vatan gibi gelecek bana . Çok şey değil ki benim istediğim sadece senin tarafından sevilmek hepsi bu . Sadece bu . Yüreğim kocaman bilirsin ben hepsini sana emanet etmek istiyorum .... 

Uzuun Bayram Tatili ve Görülesi Yerler

Aslında ben uzun tatilleri sevmem. Bana 5 gün yeter de artar bile ama bu bayram 9 günlük tatilin her dakikasını değerlendirdim ve uzuuuun bir tatil yaptım. Tabi sevdiğim kişilerin yanımda olması da ayrı bir lezzet kattı tatilime . Kalbinde en ufak bir kötülük olmayan kibar arkadaşım Ceyda , hepimizi Muğla Ören'deki yazlığına davet etti. Ve bu davetle birlikte ben birtek Ören'in Edremit'e bağlı olan bir yer olmadığını , Muğla'da da kocamaaan bir Ören belediyesi olduğunu bu vesile ile öğrenmiş oldum. Çok güzel bir evleri vardı deniz kenarında sağolsun bizi süper ağırladı . Oda arkadaşımda her zaman ki gibi 20 senelik dostum Buket'di .:))

Süre uzun olunca hem çevreyi gezme hem de dinlenme imkanı bulduk. Birgün daha önce duymamış olmaktan utandığım ama aynı zaman da inanılmaz beğendiğim Akyaka'ya gittik. Burası Safranbolu tarzında evlerle dolu aynı zaman da yamaş paraşütü de yapılan bir o kadar keyifli ama kalabalık bir tatil beldesi.




Akyaka - Ceyda ve Ben
 

Burada denize girmedik çünkü Ören'in denizi o kadar güzeldiki açıkcası buradaki dalgalı denizi sevmedik. Bir kahve molası verip kısaca turladıktan sonra nehir gezisine katıldık . Tesadüfen gördüğümüz bu geziden inanılmaz keyif aldım . Buz gibi ama bir o kadar pırıl pırıl  bir nehir , sazlıklar sağlı sollu ve sizin motoru takip eden ve insana sonsuz huzur veren ördekler . Teknedekiler ya da belki de kaptan bilmiyorum pek kaptana benzer bir hali yoktu :) bir yerde duracağını , suyun 10 derece olduğunu ve dileyenlerin girebileceğini söyledi. Tabi biz Buket'le girmeye karar verdik üstelik yanımızda yedek bikini olmadığı halde . Ama gözümüz kararmıştı bir kere o suya girilecekti. Önce Buket atladı ben biraz tırsdım ve merdivenden indim , dedim ki ben Bozcaada'da geçen yıl buz gibi denizde kulaç atmış insanım bu koyar mı bana ? Ama mevzu 10 derece olunca konu başka yerlere varıyormuş. Nefesim tıkandı ve ben bir girip çıktım , ama olsun bu da bir başarı .
Yani siz o ördeklerin sakin sakin yüzdüğüne bakmayın harbi çok soğuk o su. Birde tatlı su olduğu için daha da bir buzzzzz..............




Ceyda'yla nehir turu hatırası ....
 




Cennet sanırım böyle bir yere benziyor.
 

Mazı Koyu

Efendim bu yukarıdaki resim ise benim bir sabah saat 06:00 sularında büyük bir enerjiyle uyandığımda çektiğim bir Ören resmi.... Nedendir bilinmez o sabah fotoğraf çektim , tek başıma müzikle yürüyüş yaptım , yine kulağımda müzikle dans ede ede kahvaltı hazırladım üstelik bir de yakalandım :))))

Ören'de akşam ve sanatsal bir fotoğraf :)

İtinayla bira içme taklidi yapılır ve içilemeyen biralar itinayla Mehmet tarafından tüketilir :))) İyi ki varsın :)))

E Muğla'ya kadar gidilmişken Bodrum'a uğramadan olmaz .İşte Bodrum'da gün batımı. Bu arada çok tavsiye ettiler Sünger Pizza'ya gittik laf aramızda ben daha iyi pizza yaparım ... :)))

Ören'in şahane denizi ve dans eden çakıl taşları ....

Arkada görünen Kleopatra'nın ayakları aslında uzaktan baktığınızda sanki orada yatıyor. Çok etkileyici....

Evin balkonu sanırım bana huzur veren ender yerlerden biri balkonda saatlerce otruabilirim... Oturdum da :)))

Çökertme ve renkler...

Bayram Pastamız.... E bayramlarda tatlı yenilir adettir bizde adet yerini bulsun dedik...

Hani karpuz koyarlar ya soğusun diye o cinsden bir soğukluk ama bize farketmez yine de veririz pozumuzu ....

İşte Kleopatra yatıyor dikkatli bakın :))

Ve bayram yemeği :))))



Başka bir gün ise türküsü çok meşhur ama Halil'i olmayan ya da benim göremediğim Çökertme'ye gittik. Denizi mükemmel , havası harika bir yer. Birde köylü kadınlar bir kaç oda yapmış otantik eşyaların sergilendiği .Girişe birkaç tane renkli örtü asmışlar aman tanrım ne güzel bir görüntüdür denizle birleştiğinde .

 
 <><><><>
<><><><>
Ve soğuk suya girmiş ve bu haklı gururla fotoğraf çektirmiş Buket ve ben :)))




 Ben bu arada fotoğraf çekmeyi bayağ abarttım bu tatil de hatta öyle kaptırdım ki Buket'le Ara Güler 'in fotoğraf kursuna yazıldık bakalım ilerleyen dönemlerde neler çekicem .... :))

Şöyle toptan yazayım bence Ege'de güzel olmayan hiçbir yer yok . İnsanından doğasına , havasından suyuna kadar herşey bambaşka...



Herşey çok güzeldi dolu dolu bir dokuz gün ....
Bu vesileyle de hepinizi geçmiş bayramı kutlu olsun.... Yüreğinizden geçen tüm dilekleriniz olsun...

Sevgiyle Kalın ...
Özge
  


26 Ağustos 2011 Cuma

AŞK NEDİR ....


Aşkın tarifi insandan insana , kalpten kalbe değişir....Bana göre aşk ise ,

* Her yere O'nunda gelmesini istemektir ,
* Sürekli yanında olmasını , onun yanında nefes almayı istemektir ,
* Aşk , düşman olamamaktır . Seni sevmese bile ona asla kızmamaktır. Seni istemese bile - elbet peşinden gitmek değil ama - yine de vazgeçmemektir.
* Aşk gizli gizli fotolarına bakmak , iki gözyaşı akıtmaktır.
* Aşk özlemektir , göremeyeceğini bile bile hemde yine de çılgınlar gibi özlemektir.
* Aşk nefret etseniz bile ah etmemektir. Mantığınıza sığmadan , karşılıksız sevmektir.
* Aşk , O sizin yanınızda olmasa da , varlığınız O'na birşey ifade etmese de yine de gülümsemektir O'nun yüreğine yüreğine.
* Aşk , belki birgün senin gözlerinin içine bakar , yüreği yüreğine değer ihtimalini sevmektir.
* Aşk , unutmamaktır. Sana baktığı anları , sana söylediği günlük cümleleri süsleyip hafızanın en güzel yerinde taze tutmaktır.
* Aşk , O yanınızdayken O'na dokunamamanın verdiği midedeki uçuşan kelebeklerin burukluğu ve bu burukluğu bile sevmenizdir.

25 Ağustos 2011 Perşembe

Haberin Yok

Kendimi kandırmaktan başka birşey değil benim ki . Tamam diyorum bakmayacağım gözlerine artık diyorum ama nerdeeee , gördüğüm an yine yürekte sancılar oluşuyor. Görmesem başka bir sancı ,  özlüyorum deli gibi.



Çok iyi rol yapıyormuşum farkına vardım. Hiç anlamıyorsun . Sezen'imin dediği gibi "ne giden anladı ne gelen olanı biteni ". Ama yok olmuyor , sana bakınca kendimi görüyorum. Herkes öyle görüyor ama bir tek sen farkında değilsin. Kimbilir farkındasın belki de . Bizim yüreklerimiz aynı , peki neden bu işkence ? Ama yooo ben çekiyorum işkenceyi , senin haberin bile yok . Ne benim kalbimden , ne dört bir yanımın senle olduğundan , ne her sabah fotoğrafınla konuştuğumdan haberin bile yok . Bu durumdan mutluluk çıkarmaya , kendimi avutmaya alışıyorum ama ya bir gün başkasıyla görürsem seni .İşte buna dayanamam. Ne desen yapmaya hazırım ama buna dayanamam . Seni gülerken görürken içim gidiyor ama böyle mutluluğunu görmeye dayanamam. O gün gelmesin lütfen . Biz ikimizde olamayız çünkü istemiyorsun beni  ama başkasına sarılacağın  o günde gelmesin lütfen .... Senle ben bir hikayenin başkahramanları olabilirdik , ama biz kendi hikayelerimizin içerisinde figuran olduk. Ben seni çok mutlu ederdim ama sen bunu görmek istemiyorsan ben daha ne yapabilirim ki gözünün içine bakmaktan başka.

18 Ağustos 2011 Perşembe

BENİM DENGEMİ BOZMAYINIZ

Sezen'imin bir şarkısı vardır... Sizin alınız al inandım , sizin morunuz mor inanadım... Benim dengemi bozmayınız....



Yıllardır tüm tanıdıklarıma , dostlarıma iyi - kötü gün ayırmadan peşlerinde koştum. Birisi de çıkıp diyemez ki yanımda değildin. Allah çarpar... İstendiğimde yanlarındaydım gün olur mutlu günleri oldu aranmadım . Yine de sitem nedir bilmedim. Çok birşey değildi ki benim istediğim biraz vefa , biraz saygı , biraz adalet hepsi bu . Ne yazık ki biz kaybettik bu duyguları. Egoist olduk toplum olarak bir ben olamadım. Ben yırttım diyip sağı solu , dostunu kardeşini ezeni gördüm gözlerimle .Geçmişini unutanı gördüm.... Kendimi hırpaladım , gün oldu ailemi ezdim geçtim sonra bir bakmışım ki yalnızmışım  .Bir bakmışım ki iş işten geçmiş salakmışım.  Yüzler gülmeye başladıkça unutulmuşun. Acın meze olmuş sofralarda .Hayatlarına hayat , durgun sularına dalga kattığın kişilerin senle işi çoktan bitmiş. Seni hatırlamaz olmuş.

Düşünmüşünüz o ıssız gecelerde , ben nerde hata yaptım diye. Bulamazsınız hatalarınızı ya da hata yaratsanız bile inanamazsınız olanlara . Hayatın adaleti olmadığını bir tokat gibi yüzünüze çarpa çarpa anlamışınızdır. Sonra evdeki eşyalardan alırsınız intikamınızı . Resimleri kaldırırsınız tek tek , çünkü siz hep resimlerle anarken insanları sizin secereniz bile yoktur artık onun evinde. Değil evinde yüreğinde bile yoktur. Çünkü artık size ihtiyacı kalmamıştır. Gerçekleri unutmuş , yalanları gerçek yapmışlardır . Ve öyle bir inanmışlardır ki siz uzakdan şaşkın şaşkın kalmakla kalırsınız safça.

İşte bu yüzden siz siz olun haddinden fazla değer vermeyin. Sonra bir bakmışsınız ki okyanusun ortasında kalmış zavallı bir yelken gibi savruluyorsunuz bir oraya bir buraya. Bir zamanlar tüm size esen rüzgarlar artık size uğramaz olur . Yalnızlığınıza , vefasızlığa alıştırırsınız kendinizi. Yalan gülmeler kaplar etrafınızı , sizin yüreğiniz istese de kötüleşmez , yalan size uğramaz ama artık içinizden de gelmez birşey.

Yine söylüyorum siz siz olun önce , önce ve önce kendinizi düşünün . Siz başkalarını düşünüyorsunuz diye kimse size taç takmıyor bilakis alay konusu oluyorsunuz. Bir de hadlerini bildiremiyorsunuz . Gülüp geçiyorsunuz " tamam senin hayatın hep böyledi , sen yarattın bunları " diyip geçiyorsunuz. Gerçeği bir tek sizi ve Tanrı biliyor. Zaten kimsenin de gerçekle bir ilgilisi yok artık.

İyi yüreğinizi , vefanızı kaybetmemenizi , İstanbul'un sizi çiğ çiğ yememesini temenni ederim....

Sizin alınız al inandım

Morunuz mor inandım

Tanrınız büyük amenna

Şiiriniz adamakıllı şiir

Dumanı da caba

Ama sizin adınız ne

Benim dengemi bozmayınız

Bütün ağaçlarla uyuşmuşum

Kalabalık ha olmuş ha olmamış

Sokakta yitirmiş cebimde bulmuşum

Ama sokaklar şöyleymiş

Sokaklar şöyleymiş

Ağaçlar böyleymiş

Ama sizin adınız ne

Benim dengemi bozmayınız

Aşkımda değişebilir gerçeklerim de

Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı

Yan gelmişim diz boyu sulara

Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum

Hiç birinizle döğüşemem

Siz ne derseniz deyiniz

Benim bir gizli bildiğim var

Sizin alınız al inandım

Morunuz mor inandım

Ben tam kendime göre

Ben tam dünyaya göre

Ama sizin adınız ne

Benim dengemi bozmayınız